22 Nisan 2016 Cuma

Adamlık Dinindeki Ortak Psikoloji ve Davranış Biçimleri 2

Adamlık Dinindeki Ortak Psikoloji ve Davranış Biçimleri

2- KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Konuşma, insanların fikir, düşünce ve duygularını, istek ve arzularını dış dünyaya aktarmalarına, birbirleri arasında geniş çaplı iletişim kurmalarına yardımcı olur. Oysa adamlık dininde konuşma, bu temel amaçlarının dışına taşarak adamlık dini insanının çarpık psikolojisinin bir dışa vurum aracı haline gelmiştir. Adamlık dini insanının bütün kompleksleri, kişilik bozuklukları, psikolojik problemleri, ruhsal sapmaları konuşması sırasında ortaya dökülür. Büyük bir çoğunluk kendisini dışarıya karşı olduğundan farklı ve üstün gösterme sevdasındadır. Bu gösteriş de, tavır ve davranışlarla olduğu gibi büyük ölçüde konuşma yoluyla gerçekleştirilir. Bu bölümde adamlık dini fertlerinin konuşmalarını, üslup, içerik, tavır, mimik ve diğer özellikleri açısından ele alacağız.
ADAMLIK DİNİNİ YAŞAYAN İNSANLARIN DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI ''GÖRGÜSÜZLÜK VE ÖZENTİ ANLAYIŞI''
(SAYIN ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI, 6 MART 2009)
ADNAN OKTAR: Bazen öyle tipler görüyorum ki hakikaten görgüsüz ve cahil, ama kulağına küpe takmış, saçını da üç numaraya vurmuş, tişört giymiş, kelimeleri böyle yaya yaya konuşuyor, ilginç konuşma şekilleri geliştirmişler şimdi yeni. Bir acayip. Kelimeleri sündürerek falan, işte kulağına walkman midir nedir ondan takıyor, bir şeyler yapıyor. Ultra modern görünümlü kendi kafasına göre, ama tam cahil ve görgüsüz. Ben saçını kazıtmasına bir şey demiyorum, yahut kesmesine. O hoşuna gidiyorsa yapsın. Tişört giymesine de, walkman takmasına da. Hoşuna gidiyorsa yapsın. Ama bununla çağdaş olduğunu zannetmesi çok ilkel. Çünkü çağdaşlık sevgi dolu olmak, merhametli, şefkatli olmak, itinalı, dikkatli olmak, lafını sözünü bilmek, lafın nereye gideceğini bilmek, temizliğe dikkat etmek, diğer insanları rahatsız etmemek, Yaratandan ötürü yaratılmışları sevmek, çiçeklere, bitkilere, çocuklara, güzelliklere, her şeye karşı bir hayranlık duymak, onları koruyup kollamak, olayların girift taraflarını görmek budur çağdaşlık.

Yapmacık ve Samimiyetsiz Konuşmalar

Adamlık dini bir "kalıplar" dinidir. İnsan bu kalıpları benimsediği ve uyguladığı müddetçe toplum içinde benimsenir ve rağbet görür. İnsan ilişkilerinde çok önemli bir yer tutan konuşmanın da bu batıl dinde kendine özgü sayısız kalıpları vardır. Adamlık dininde konuşmalar ortam ve duruma göre bu kalıplardan uygun olanlarının seçilip ardı ardına getirilmesiyle oluşur. Kişinin sarf ettiği sözleri gerçekten hissedip hissetmediği hiç önemli değildir. Adamlık dini insanı, hissettikleri dışa vurduklarından farklı olduğu için -diğer bir deyimle içi dışı bir olmadığı için- bir anlamda "iki yüzlü"lüğün tarifi içine girer. Normal bir insan için ikiyüzlülük her ne kadar utanılacak bir durum olsa da adamlık dinini yaşayan bir kişi utanılacak bir duruma düştüğünün farkında değildir.
Kişi adamlık dininde, nefret ettiği halde seviyor görünmeyi, sevdiği halde ilgisiz görünmeyi, umursamadığı halde saygı göstermeyi, üzülmediği halde üzülmüş gibi, sevinmediği halde sevinmiş gibi davranmayı, içinden gelmediği halde gülüp kahkaha atmayı ya da ağlamayı, hiç etkilenmediği halde çok şaşırmış görünmeyi öğrenir. Şartların gerektirdiğine göre de bu öğrendiklerini uygular.
Karşısındakiler de aynı yapıya sahip oldukları için yapmacıklık ve samimiyetsizliği yadırgamaz, doğal karşılarlar. Sıra kendilerine geldiğinde de aynı sahte ve suni karakter yapısını sergilemekten kaçınmazlar. Samimiyetsiz konuşma çeşitlerinden bazı örnekleri şöyle sıralayabiliriz:
Olayları anlatırken daha fazla ilgi çekebilmek için abartılı bir üslup kullanmak. Basit bir şeyi önemliymiş, önemli bir şeyi de basitmiş gibi anlatmak. Konuşurken, Türkçe karşılıkları olsa bile, yabancı kelimeler kullanarak yabancı dil bildiğini belli etmek...
Bilmediği bir konu anlatılırken belli etmeyip biliyormuş gibi davranmak, o konu hakkında duyduğu bir şeyi ekleyip sanki bütün konuya hakimmiş havası vermek. Anlatılanlardan etkilenmediği halde yapmacık abartılı tepkiler vermek ve hissetmediği halde hayret, beğeni, kınama, üzülme, onaylama, destekleme sözleri sarf etmek. Örneğin aslında şaşırmadığı halde, "pes doğrusu", "ay inanmıyorum", "şok olduk"... gibi ifadeler sarf etmek.
Bunların çoğu samimi olarak hissedildiği için söylenmez. Aslında karşı taraf da bu lafların yapmacıklığından haberdardır. Ancak önemli olan bu kalıpların yerli yerinde ustaca kullanılmasıdır. Gerisine aldırış edilmez. Samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük adamlık dininde öyle doğal bir hal almıştır, öyle benimsenmiştir ki, kazara bir derece açık sözlü, içi dışı bir, samimi görünen birisine rastlansa onun bu özelliğinden olağandışı bir olaymış gibi bahsedilir. Adamlık dininin yaşandığı çevrelerde insan samimiyetsizliğinde başarılı olduğu ölçüde toplum içinde başarılı olur. Toplumda insanların hayranlık duyacağı mevkilere ulaşmış pek çok insana dikkat edildiğinde, bu kuralları uygulamada son derece usta oldukları görülecektir. Erkeklerde iş hayatında, mesleki kariyerde bir yükselme aracı olan samimiyetsiz konuşmalar kadınlarda eş, dost, arkadaşlar arasında bir övünme vesilesi olarak kullanılır. Kocanın makam-mevkisi, zenginliği, çocuklarının okul durumları, tatilde gidilen yerler, sosyal ilişkiler ve faaliyetler bire bin katılarak anlatılır. Yapmacık konuşma çeşitlerine örnek olarak aşağıdakileri de sayabiliriz:
Karşı tarafın esprilerine, ayıp olmasın diye veya ondan çekindiği ya da ona yaranmak için zoraki gülmek, içinden gelmediği halde yapmacık kahkahalar atmak. Sinirlenince abartılı kibar bir üsluba geçip sinirlendiğini ses tonuyla belli etmek de adamlık dininde sıkça rastlanan tavır bozuklukları arasındadır.
ADAMLIK DİNİNİ YAŞAYAN İNSANLARIN DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI ''YAPMACIKLIK''
(SAYIN ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI, 12 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: Adamlık dini toplumun birçok kesiminden kardeşimizin karşılaştığı bir gerçektir. Aşırı yapmacıklık, aşırı yapmacık konuşmalar, yani doğal olmamak. Mesela birini görüyor, "vay vay vay sen nerelerdeydin, samimi olaraktan ben seni çok özlemiştim." Allah kavuşturdu, elhamdülillah dersin candan bir konuşma olur. Tekrar tekrar "inan çok mutlu oldum. İnan çok sevindim." Yani yalan mı söylüyorsun da inandırmaya çalışıyorsun. Yemin ediyor mesela, yemin ederim diyor çok sevindim diyor. Üzülmen mi gerekiyor, tabi ki sevinirsin, bu tip, böyle yapmacık zorlama izahları kastediyorum. Toplumun birçok kesiminde insanları rahatsız eden, doğal olmayan konuşma üslubu bu. Bir de tabi samimi konuşan insan vardır. Bu insanın içini rahatlatır. Candan konuşuyordur, içinden gelerek konuşuyordur. Ama yapmacık insanda, bir an önce şu konuşmayı kesse de bir bitse diye insan düşünüyor. Tahammülü çok güç bir konuşma şeklidir. Buradan da anlayabilir, yani içine sıkıntı veriyorsa bir adam bilsin ki adamlık dinindedir o, ama içtenlikle ve rahatlıkla severek dinliyorsa onun konuşmalarını, varlığından huzurluysa o da adamlık dinini yaşamıyordur inşaAllah.
(SAYIN ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI, 14 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Mesela çok yapmacık, sanki bir tiyatro sanatçısı gibi deli mimikler, deli üslup ve sanki şiir okuyan üslup. Böyle ilginç tipler olur ya, çok çok yapmacık, akıl almaz samimiyetsiz bir tavra girer ve garip bir şov yapar, onu andıran çok garip bir üslupla anlatıyorlar dini. Zaten dikkatlice bakanlar, biraz hafızasını kontrol edenler hemen anlarlar. Böyle akılsızca, sanki din için konuşurken özel bir üsluba gerek varmış gibi uhrevi bir üslupla, gözleri dalıyor, bir şeyler yapıyor arkada hafif bir müzik, böyle kaval sesi, ney sesi gibi. Niçin bunlara gerek var? Din apaçık gerçeğin ta kendisidir.
Gerçekten eğlenen insanın da yüzünde bir ifade olur. Hiç mutlu değiller. Birbirlerine, hepsini tenzih ederim ama büyük bir bölümü, bir şov sunuyorlar ve mutluluk şovu tarzında oluyor bu. Çok eziyetli bir şey bu.

Boş ve Amaçsız Konuşmalar

Adamlık dininin konuşmalarındaki en belirgin özellik konuşmaların boş ve amaçsız olmasıdır. Halkın % 90'dan fazla bir kesiminde, "laf olsun diye, konuşmak olsun diye konuşmak" adeta istemsiz bir davranış haline gelmiştir. Sonuca götürmeyecek, kalıplaşmış beylik konular bu boş konuşmaların temelini teşkil eder. Bu tür konuşmaların konu içeriği çok geniştir. Halk arasında, avami lisanla, "geyik muhabbeti" olarak da tanımlanan bu konuşmalar adamlık dini insanının gündelik yaşamında önemli bir yer işgal eder. Konuşmaların fazla değişmeyen klasik açılışları vardır: "Dünyanın hiçbir yerinde yok...", "Avrupalı bunu yapmaz...", "24 saatte..." diye başlayan konuşmalar, "beni başa getirecekler...", "biz adam olmayız...", "onların hepsi benim yanımda yetişti..." şeklindeki konuşmalar uzar, genişler, konudan konuya atlanır. Bilinen veya bilinmeyen her türlü konuda fikir beyan etmeye yönelik konuşmalar da en çok rağbet görenlerdendir. Hiçbir sonuca bağlanamayan, bağlansa da hiçbir fayda getirmeyen bu tip konuşmalar genelde karşı tarafa fikir, düşünce, yorum sahibi olduğunu hissettirme kompleksinden kaynaklanır.

Çözümsüz ve Hikmetsiz Konuşmalar

Adamlık dininde gerçekten konuşulup halledilmesi gereken konular bile karmaşa ve çözümsüzlüğe sürüklenir. Çok kısa sürede çözülebilecek meseleler saatlerce uzatılır. Konuşmalar karşılıklı iddialaşma, inatlaşma ve kişilik gösterisine dönüşür. İş toplantıları, arkadaş toplantıları, apartman toplantıları hep bu tür görüntülere sahne olur. Hikmetsizlik, konuşmaların her anına işler. Konuları özlü, hikmetli, akılcı bir biçimde dile getirmek mümkün değildir. Çünkü hikmet ancak, Allah'ın dileyip seçtiği kullarına verdiği bir üstünlüktür. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur:
Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Bakara Suresi, 269)
Kuran'da bildirilen akıl ve hikmete sahip olmayan adamlık dini insanı, birkaç cümlede anlatılabilecek bir konuyu dakikalarca hatta saatlerce anlatamaz. Bazı durumlarda da kısa sürede anlatabileceği konuyu özellikle dakikalarca uzatıp "tadını çıkartır". Televizyonlardaki açık oturumlarda çok kısa sürede çözülebilecek meselelerin saatlerce tartışması yapılır, ama hiçbir sonuca varılmaz. Bu konu hakkında Kuran'da şöyle bildirilmektedir:
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır. (Lokman Suresi, 6)
Adamlık dininde kişi lafı uzatıp bir türlü konunun özüne inemez. Çok konuştuğu halde birşey anlatamaz. Gereksiz girişler, anlamsız bağlantılarla çok basit bir konuyu bile içinden çıkılamaz bir hale sokar. Konuşmalarının arasına kendine dikkat çekmeye, fikir ve düşüncelerini önemli göstermeye ya da bilgi ve kültürünü ispatlamaya yönelik imalı sözler katmaya çalışır. En hayati konularda bile kendi şahsının öne çıkması birinci planda, konuşulan konu ikinci plandadır. "Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur..." (Hadid Suresi, 20) ayeti nde haber verilen özellikler adamlık dininin konuşmalarında da çok yoğun olarak kendini gösterir.
Bunlara, hep bir ağızdan konuşmak, karşısındakinin sözünü kesmek, konuyu yarıda kesip kendince önemli gördüğü başka bir konu açmak, yerli yersiz, bilip bilmediği her konuya karışmak gibi hareketleri de ekleyebiliriz.

Düşüncesiz Konuşmalar

Adamlık dininin konuşmalarında düşüncesizlik sık sık kendini gösterir. Anlattığı konu ya da kullandığı üslup karşı tarafın ilgisini çekmediği halde bunu fark edemeyip aynı tempoda anlatmaya devam etmek, daha önce anlattığı şeyleri unutup tekrar tekrar anlatmak, herkesin bildiği şeyleri çok orijinal bir konu anlatıyor edasıyla anlatmak, bir kişinin vakti yokken lafa tutmak adamlık dinine has düşüncesizliğin en belirgin örneklerindendir. Bütün bunların yanı sıra, yapılan yersiz ve kötü espriler konuşmaların daha da hikmetsiz bir hale gelmesine sebep olur.
Patavatsızlık, düşüncesiz konuşma şekillerinden biridir. Yanlış anlaşılmaya müsait sözler sarf etmek, lafın ucunun nereye varacağını hesaplayamamak, konuşurken çeşitli potlar kırmak bu sınıfa girer. Çoğu zaman kasıtlı bir aşağılama ya da alay etme amacı olmadığı halde bilinçsizce sarf edilen sözlerle insanları rencide etmek adamlık dini insanına mahsus bir davranıştır. Toplu ortamlarda, orada bulunan kimselerin çeşitli maddi veya fiziksel kusur, eksiklik ya da özürlerini dikkate almadan, gerek de olmadığı halde, bu konuları gündeme getirmek o kişiler için taciz edici olabilir. Örneğin saçları dökük ya da boyu kısa veya maddi durumu kötü olan bir insanın yanında bu özellikleriyle ilgili yersiz konular açmayı, küçük düşürücü espriler yapmayı adamlık dinine özgü düşüncesizlikler arasında sayabiliriz.

Saygıya Uygun Olmayan Alaycı Konuşmalar

Konu ne olursa olsun iddiacı ve tartışmacı bir üslup takınmak adamlık dininin özelliklerindendir. Bunun yanı sıra ses tonunu yükselterek baskın çıkmaya çalışmak özellikle karşı tarafa kendi fikrini kabul ettirmenin bir gereği olarak kullanılır.
Kendisiyle aynı ortamda bulunan kişileri muhatap kabul etmeyip, onlar hakkında, "bu", "şunlar" gibi terimler kullanmak, karşısındakinin yüzüne bakmadan konuşmak, espriyle bozmak, laf sokmak da adamlık dininde karşı tarafı aşağılama metodlarındandır.Duyduğu halde kendine ağır bir hava vermek için sorulan sorulara cevap vermemek, duymazdan gelmek kullanılan başka bir yoldur. Bunların yanı sıra duyduğu bir şeyi kasten tekrarlatmak, anladığı halde anlamazdan gelmek, karşı taraf bir şey anlatırken onu kaale almadığını ve dinlemediğini belli edecek şekilde başkasıyla farklı bir konu konuşmaya başlamak saygısız ve alaycı konuşmanın diğer örneklerindendir.
Karşısındakinin anlattığı konuyla ilgilenmediğini, küçümsediğini belli eden alaycı ifadeler kullanmak "tabi tabi haklısın", "aynen devam et" gibi... kelimeler kullanmak, ayrıca otoriter üslup takınarak "bakayım"lı konuşmak ("ver bakayım", "gel bakayım" gibi...) bu konuyla ilgili diğer örneklerdir.

Telefon Konuşmaları

Telefonda konuşurken, normal zamanda kullandığı ses tonu ve üsluptan farklı bir ses tonu ve üslup kullanmak yine adamlık dini özelliklerindendir. "Alo" kelimesini bulunduğu yerdeki statüsüne göre, farklı samimiyetsiz şekillerde telaffuz etmek, örneğin patron ve müdür konumundaysa sesini özellikle kalın ve tok bir tona getirip ağır ve ekstra ciddi bir üslupla telefonu açmak gibi.
Adamlık dininde telefonla konuşurken görülebilen diğer hareketler de şöyle sıralanabilir: Karşılıklı konuşmalarda rahat söyleyemeyeceği şeyleri telefonda cesaret bulup söylemek, çıkarı olan birisinden telefon beklerken telefonun başından ayrılmadığı halde telefon çalınca hemen açmamak, uzun bir süre çaldıktan sonra cevap vermek...
Karşı tarafla konuşurken etrafındakilere kaş göz işaretleriyle mesaj vermek. Kendini tanıtma ve vedalaşma sırasında yapmacık samimiyet kalıpları kullanmak, sinirlendiğini belli etmek için ahizeyi vurarak kapatmak, konuşurken karşı tarafa samimiyetsiz iltifatlar yapıp telefonu kapattıktan sonra karşı taraf hakkında olumsuz veya alaycı konuşmak gibi davranışlar da adamlık dinine has hareketlerdir.

Arkadan Çekiştirme ve Dedikodu

Kalem Suresi'nin 10-13. ayetlerinde, adamlık dini mensuplarının gösterdiği basit ve aşağı tavırlar birbiri ardına tarif edilir. Bu konu ile ilgili olarak bildirilen ayetler şöyledir:
Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık. Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren. Hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar. Zorba, saygısız, sonra da kulağı kesik. (Kalem Suresi, 10-13)
Ayetlerin ilk başında söylenen "alabildiğine ayıplayıp kötüleme", adamlık dininde çok rastlanan bir tavırdır. Bu şeytani dinin mensupları içinde, insanların yüzüne karşı iyi davranan, sonra da arkasından çekiştiren insan modeli son derece yaygındır. Hiç kimse birbirinin eksik ve hatalı yönleriyle, düzeltmek kastıyla ilgilenmez. Zaten, başkalarının hatalarını düzeltmek de pek arzu edilmez. Kişinin herhangi bir hatası, ancak bir alay ya da dedikodu konusu olarak gündeme gelir.
Adamlık dininde adeta bir eğlence ve oyalanma konusu haline gelen dedikodunun, sosyal yaşamda önemli yeri vardır. Toplumda bu kötü huyun eleştirilmesi ve reddedilmesi beklenirken aksine çoğunlukla teşvik edildiği görülmektedir. Oysa Kuran'da bu konuda verilen hüküm şudur:
Ey iman edenler zandan çokça kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönünü araştırmayın). Kiminizde kiminizin gıybetini yapıp arkadan çekiştirmesin Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi?...  (Hucurat Suresi, 12)
ADAMLIK DİNİNİ YAŞAYAN İNSANLARIN DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI
''BOŞ KONUŞMA''
(SAYIN ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI, 1 ŞUBAT 2009)
ADNAN OKTAR: Boş konuşma ne eziyettir ne zordur, hele yapmacık bir insanın boş konuşmalarını dinlemek, öyle insanlara dikkat edin hep groge olur. Aklı başında bir insan adeta perişan olur sıkıntıdan. En güzel şey oradan çıkıp gitmeleridir. Dedikodu yapıldığında da dedikodusu yapılan insanı överseniz dedikodu yapanın zevkini boğazına tıkarsınız çok iyi olur. Yani üç beş tane övücü söz söylerseniz dedikodunun hiçbir anlamı kalmaz onun için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder